|
MUHARREM AYI |
|
 |
 |
Okunma |
|
95 |
Muhterem Müslümanlar,
İslâm tarihinde birçok önemli olayın cereyan ettiğine inanılan Muharrem ayına girmiş bulunuyoruz.
Muharrem ayı müslümanların takvim başlangıcı, hicri yılbaşıdır. Rasul-i
Ekrem (sav) Efendimiz Mekke’de on üç yıl insanları Allah’a davet etti.
Bu daveti kabul etmeyen müşrikler Hz. Peygamber ve müslümanlara büyük
acılar çektirdiler. Bunun üzerine Hz. Peygamber Müslümanların Medine’ye
hicret etmelerini emretti. Kendisi de miladi 622 yılında, Hz. Ebubekir
ile birlikte Medine’ye doğru yola çıktı. İslâm tarihinde bir dönüm
noktası olan bu mukaddes yolculuk daha sonra Hz. Ömer zamanında takvim
başlangıcı kabul edilmiş, 1 Muharrem hicri yılbaşı olarak ilan
edilmiştir.
Değerli Müminler,
Muharrem ayının onuncu gününe “Âşüre günü”
denilmektedir. Kimi rivayetlerde yer aldığına göre Hz. Adem cennetten
yeryüzüne bu günde indirilmiş, Hz. Nuh’un gemisi Cûdi dağına bu günde
oturmuş, Hz. Mûsâ ve kavmi Firavun’un zulmünden bu günde
kurtulmuştur.[1] Rasulullah (sav) Ramazan orucu farz kılınıncaya kadar
bu günde oruç tutmuş, bunu müslümanlara da öğütlemiştir. Peygamber
Efendimiz, Ramazan orucu farz kılındıktan sonra da, “Ramazan orucundan
sonra en faziletli oruç, Allah’ın ayı olan Muharrem ayında tutulan
âşüre orucudur”[2] buyurmuş ve bu orucun, Muharrem ayının dokuz-on veya
on-onbirinci günlerinde tutulmasını tavsiye etmiştir [3].
Aziz Kardeşlerim,
Muharrem ayı, tarihte bazı büyük acılardan kurtuluş ayı olduğu gibi, bu
ayda unutulmaz acılar da yaşanmıştır. Rasulullah (sav)’ın “Cennet
gençlerinin efendileri” [4] diye nitelediği torunlarından Hz.
Hüseyin’in Kerbelâ’da şehit edilmesi Muharrem ayının onuncu gününe
rastlamaktadır.[5 Her müslümanı derinden yaralayan bu acı hadiseyi
tasvip etmek elbette ki mümkün değildir. Ancak bu acıyı Müslümanlar
arasında husûmet sebebi yapmak, elbetteki öncelikle Hz. Hüseyin’in aziz
ruhunu incitir. Her şeyden evvel Rasulullah’ı, onun Ehl-i beytini ve
sahabîlerini severiz; onları ancak rahmetle yâd eder ve yüce Rabbimizin
Kur’an-ı Kerim’de öğrettiği şu duayı yaparız: “Rabbimiz, bizi ve bizden
önce iman eden kardeşlerimizi bağışla, kalplerimizde müminlere karşı
kin bırakma. Rabbimiz! Sen çok şefkatli, çok merhametlisin.” [6]
Rasulullah (sav) da şöyle buyurur: “Sizi nimetleriyle donattığı için
Allah’ı seviniz. Beni Allah’ı sevdiğiniz için seviniz. Ehl-i beytimi de
beni sevdiğiniz için seviniz.” [7 Bizlere düşen görev bu sevgi ile
tarihten ders alarak benzer olayların bir daha tekerrür etmemesini ve
müslümanların birbirleriyle kardeş olmalarını temin etmektir.
Hutbemizi Peygamber Efendimizin Veda Hutbe’sinden birkaç cümleyle bitirmek istiyorum.
Ey İnsanlar! Kanınız, canınız, yaşa¬ma hakkınız, malınız, namusunuz,
haysiyet ve şerefiniz, Rabbinizle buluşacağınız güne ka¬dar saygıya ve
korunmaya layıktır, doku¬nulmazdır.
Ey İnsanlar! Sözlerimi iyi dinleyin ve iyi belleyin, Müslüman
Müslümanın kardeşidir. Din kardeşinize ait herhangi bir hakka tecavüz
helal değildir. Kimse haksızlık etmesin, hile yapmasın. [8]
Dr. Behlül DÜZENLİ
Laleli Camii İmam-Hatibi
------------------
[1] Dönmez, İ. Kâfi, “Âşûrâ”, İnanç, İbadet ve Günlük Yaşayış Ansiklopedisi, I, 178
[2] Müslim, Savm, 38.
[3] Buhari, Savm, 69.
[4] Tirmizi, Menakıb, 31.
[5] Dönmez a.g.e., I, 179.
[6] Haşr, 10.
[7] Tirmizi, Menakıb, 32.
[8] Veda Hutbesi
|
Yorumlar |

|
|