|
KURBAN BAYRAMI |
|
 |
 |
Okunma |
|
67 |
Muhterem cemaat!
Hz. Âdem’den bizim peygamberimize kadar gelen bütün peygamberlerin en
önemli hedeflerinden biri, insanoğlunun nefsanî zevklerine esir
olmasını önlemek olmuştur.
Son birkaç asırda dünyada güç kazanan inkârcı ve maddeci ideolojilerin
tesiriyle modern insan aşırı derecede bencilleşti, nefsini putlaştırdı
ve zalimleşti. Bunun bütün insanlığı tehdit eden ağır sonuçları,
belaları yavaş yavaş ortaya çıkıyor.
“İnsanoğlunun eliyle ürettiği şeyler yüzünden karada ve denizde fesat doğdu” meâlindeki âyette zikredilen “fesat”tan maksat da bu nevi küresel belalar olmalı…
Dinimizin, bizim için ne kadar önemli olduğu böyle zamanlarda daha çok
anlaşılıyor, değerli müslümanlar… Kur’an-ı Kerîm’in ana konularından
biri, insanı bencillik ve acımasızlıktan kurtaracak olan ahlâk
terbiyesi’dir. Yüzlerce âyette dostluk ve kardeşlikten, ahde vefadan,
affetmekten, özveriden; sabır, tahammül, yumuşaklık ve ağırbaşlılıktan;
sevgi, şefkat ve merhametten, yardımlaşma ve paylaşmadan söz edilir.
İşte kurban bayramı, tam da böyle bir ruh ve gönül birliğinin muhteşem
bir sembolüdür. Bu bayramda Kâbe’de milyonlarca müslüman, bembeyaz
ihramları içinde, inanç ve gönül birliğinin muhteşem tablosunu
sergiliyor. Yine yüz milyonlarca müslüman kestikleri kurbanlarla
yardımlaşma ve paylaşmanın evrensel örneğini ortaya koyuyor.
Biz, fakir bir aileye ikram edeceğimiz birkaç yüz gram etle, sadece
onlara, tadını unuttukları bir nimeti yeniden hatırlatmıyoruz; asıl
önemlisi, gönlümüzde onlara da yer ayırdığımızı, onları kardeş
bildiğimizi gösteriyoruz.
Şayet dinimizin Ramazanları, iftarları, zekâtları, fitreleri, kurbanları olmasaydı, kardeşliğimizi gösterecek neyimiz kalırdı?.
Aziz kardeşlerim,
Bayramı bayram gibi geçirelim, tatil gibi değil… Bayramımızı kendimize
değil, sevdiklerimize ayıralım. Kuşkusuz ki bu, daha müslümanca, daha
insanca bir tercihtir.
Tâ Peygamber Efendimizin zamanından bugüne kadar, bu kürsülerde, bu
minberlerde hep bayramların öfkeleri, kırgınlıkları unutma günleri,
affetme, kucaklaşma günleri olduğu, Yüce Rabbimizin ve sevgili
Peygamberimizin bizden bunu istediği, bunu beklediği söylenmiştir;
bugün de bunu söylüyoruz.
“Ben gelmedim kavgâ içün / Benim işim sevi içün / Dostun evi
gönüllerdir / Gönüller yapmaya geldim.” Böyle diyor, yedi asır önce
Koca Yunus …
Biz Rahmet Peygamberinin ümmetiyiz, sevgi medeniyetinin çocuklarıyız.
Mevlânâ’nın dediği gibi: Neden sevgiyle, kucaklaşarak gideceğimiz yere,
birbirimizi tekmeleyerek, tokatlayarak gidiyoruz?
Değerli kardeşlerim,
Son zamanlarda dünyada ve ülkemizde önemli bir ekonomik kriz yaşanıyor.
Yüce dinimiz bizden, “Bu zor zamanda daha az insanın, daha az zarar
görmesi için ben ne yapabilirim? Kendimden ne fedakârlık yapabilirim?”
dememizi istiyor.
Kur’an-ı Kerim’de, Medineli Ensâr övülürken, “Onlar, kendileri darda
olsalar bile, diğerlerini (Mekkeli muhacirleri) kendi öz canlarına
tercih ederler” buyurulur. Peygamberimiz de bir hadisinde, “Kendin için
istediğini kardeşin için de istemedikçe mümin sayılmazsın” buyurur.
Bayramımızın, kurbanımızın asıl gayesi müslümanlarda böyle bir
insaniyet, kardeşlik ve paylaşma ruhunu oluşturmak ve geliştirmektir.
Zor zamanları dayanışmayla, paylaşmayla aşmak bizim milli
karakterimizdir. Bugünlerde de bu hasletimizi ortaya koymamız gerekiyor.
Bu arada kurbanlarımızı, İslâm’ın güzelliğine yakışmayacak şekillerde
kesmeyelim. İlgili makamların bu konudaki uyarılarına ve aldıkları
tedbirlere riayet edelim. Unutmayalım ki, birkaç kişinin sergilediği
çirkinlik medyada, sanki binlerce kurban böyle kesiliyormuş gibi
algılanıyor.
Bayramınız mübarek olsun! Yüce rabbimiz kurbanlarımızı, her türlü iyilik ve ibadetlerimizi kabul buyursun.
Buhârî, “Edeb”, 27
Rûm 30/41
Prof. Dr. Mustafa ÇAĞRICI
İstanbul Müftüsü
|
Yorumlar |

|
|