|
Berat Gecesi Duası |
|
 |
 |
Okunma |
|
59 |
Âlemlerin Rabbi Allah'a sonsuz hamd ü senâ, O'nun en büyük elçisi
olan Hazreti Muhammed (aleyhissalâtü vesselâm)'a, diğer enbiya ve
mürselîn efendilerimize, Hakk'ın mükerrem ibâdı olan melâike-i kirama,
yer ve gök ehlinden salih kullara da Cenab-ı Allâmü'l-Guyûb'un ilmi ve
malûmatı adedince salât ü selam olsun.
Ey kudreti sonsuz, merhameti nihayetsiz, bütün âlemlerin yegâne sahibi
Yüceler Yücesi Rabbimiz! Senin ifadelerin ve âyât-ü beyyinât ile
huzuruna geliyor sana dehalet ediyoruz. İstediğin şekilde Efendimiz'e
teslimat ve salât-ü selamla huzuruna geliyor el pençe divan duruyoruz.
Habibine konuşturduğun şeyle ki, "İsm-i a'zamla kim dua ederse kabul
buyururum" dedirttin. İsm-i azam diye rivayet edilen şeyleri terdad
edip huzuruna geliyoruz. Bizleri dergâh-ı nezd-i ehadiyetinden gafil
çevirme ya Rabbi. Bizlere kerem ü lütfunla muamele eyle Ya Rabbi.
Ya İlâhel âlemin ve ya Ekrame'l-ekramîn. Şu anda bütün memleketimizde
bütün kubbeler altında yer yer radyo ve televizyon diliyle Seni ve
Habib-i Edibin'i anmak, Kur'an'dan âyât-ü beyyinât tilavet etmek üzere
Senin cemaatin, Senin kulların, Habib-i Edibin'in ümmeti mescitlere
koştular. Ayaklarını koydukları yerlere yüzlerini sürdüler. İçlerini
inceltip kasveti izale ettiler. Gönül rikkati içinde, edeple ellerini
Sana kaldırdılar, kurtuluşlarını ve beraatlerini Senden istiyorlar.
Milletçe kurtuluşlarını ve cennete giriş müjdelerini Senden istiyorlar.
Sen Sen'den bunları isteyenleri hâib ve hâsir bırakma ya Rabbi.
Ya İlâhe'l-âlemin ve ya Ekrame'l-ekramîn! Sen ferman ediyorsun, "Bir
cemaat içten kendi kendini değiştirmezse ben onları değiştirmem"
diyorsun. Binaenaleyh biz bu perişan halimizin altında içten
değişmemizi görüyoruz; belki bu sözleri Sana takdim ederken de bu mevzu
karşısında hicap duyuyor, utanıyorum. Sesimi kısmak istiyorum. Ama
bununla beraber başka kapı da bilmiyorum.
Ellerimi bir ızdırar ve mecburiyetle kapına doğru açıyorum. Başka
yerlere gitsek, başka vadilerde dolaşsak, cürme, günaha saplansak ve
sokakların çirkefine karışsak bile Sen biliyorsun ya Rabbi, vallahi biz
başkasına secde etmedik, billahi başkası karşısında bel bükmedik,
tallahi başkasının kapısına gitmedik. İşte bu kadarcık sadakatimizle
yeniden ahd ü peymanda bulunarak huzuruna geldik. Bizi burada boş
çevirmeyip aziz ve payidar eyle ya Rabbi. Beraatımızı ihsan edip
bizleri kıyamete kadar Kur'an'a hadim eyle ya Rabbi.
Mescitlerimizde Kur'an okunuyor, minarelerimizden dinin temeli ezanlar
yükseliyor ve biz mabetlerimizde, mescitlerimizde bülbülü hoş eda
nağmeler dinlemeye erdik, Sen bu nağmeleri kesip bizi inkisara itme ya
Rabbi. Hazreti Muhammed'i güldüren, Kur'an'ın manasını güldüren,
eslâfı, ervahı, eşbahı güldüren bu manzarayı makûs edip bütün bu
gülenleri ağlatma ya Rabbi.
Rahmetinden ümidimizi kesmedik
Yıllar var ki bizler hep günahlarımıza, ihmallerimize ağladık, ama can
dudağa geldiği hengâmda Sen imdadımıza yetiştin "Rabb'inizin
rahmetinden ümidinizi kesmeyin" dedin. "Lebbeyk"
dedik, elimizi göğsümüze vurduk, paçalarımızı sıvadık, sokaklara
daldık, âr ettik, hicap ettik, ama kahveler içine girdik, Seni
anlatmaya çalıştık, camiler içine girdik Seni anlatmaya, çatlak
seslerimizle, saksağan sesi gibi edalarımızla bu kürsülerde Sana dem
tutmaya çalıştık. Ama Sen biliyorsun, biz de öyle zannediyoruz Ya
Rabbi; bunları sadakat içinde yapmaya çalıştık, sadakat içinde olmayı
Senden diledik ve dilendik. Yanlış dedikse, içimize inemedikse, nifaka
girdikse şayet, bizi mağfiret eyle, bizlere beraat lütfeyle ya Rabbi.
Ya Rabbi dokuz asır tevhide bayraktarlık yapmış bir milletin torunları
olarak biz o havaya alıştık; Senin adını omuzumuzda taşımaya, âfaktan
âfâka serhad türküleri söyleyerek gezmeye, kaleleri aşmaya, cihana
muvazene getirmeye, insanlık için muvazene unsuru olmaya alıştık ya
Rabbi. Sen bizi buna davet ettin, "Sizi ifrat ve tefritin ortasında
ümmet-i vasat yaptım" dedin. Böyle olmaya çalıştık, böyle olmak için
mahrumiyetlere katlandık ama Senin rızanı kazanacağımız ümidinden asla
dûr olmadık.
Bir gün biz mezarlarımızda yatarken, elinde bir demet gülle başımızda
Fatiha okumak için gelen neslimizin güldüğünü, onların o dırahşan
çehrelerindeki tebessümlerini bize göstereceğini ümit ettik.
Mezarımızın başlarında Allah diyenleri, minarelerimizde Allah
diyenleri, mescitlerimizde Allah diyenleri bize göstereceğini ümit
ettik. Ümit ettiysek de bunu Sen "Ümitsizliğe düşmeyin" dediğin için
yaptık. Şimdi bizi bir noktaya getirdin; semamızın gözünü yaşlarla
doldurdun, semalar üzerimize ağlamaya başladı.. zemin şak şak olup
rüşeymler çıkardı.. Ama etrafta muhalif rüzgârlar esmeye, dış mihraklar
içimize düşmanlık atmaya başladı. Sen bu noktada bizim
korktuklarımızdan bizi masûn ve mahfuz eyle Ya Rabbi.
Yâ Hafiyye'l-altâf. Neccinâ mimmâ nehâf, ey lütufları gizli olan Allah,
ey keremleri gizli ve umman olan Allah! Bizleri korktuklarımızdan halâs
eyle, şu ana kadar lütfedip bağışlayıp gedaya sultanlık mülkü sayılan
bu lütufları bize ihsan ettikten sonra, bunları payimâl eyleme. Bunları
devamlı ve sürekli kılarak, bizleri bunlarla serfiraz eyle ya Rabbi. Bu
muammayı hal ve fasl eyle ya Rabbi. Bu müşkülümüzü müşkülkûşâ olan
Hazreti Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem)'le hal ve hak eyle ya
Rabbi. Coştuk, ne diyeceğimizi bilemiyoruz, Ağustos böceği gibi
öttüğümüz mihraplarda çatlamak istiyoruz. Beni, benimle beraber
neslimi, Senin yüce adını bir ağaç dalı olan mihrablarda haykırırken
çatlat yâ Rabbi.
Ey Yüceler Yücesi Sultanımız! Şu anda ellerimi açmış cemaatinin
hissiyatını onlar namına Sana takdim ediyorum. Benim günahkâr sesime,
günah dolu ifadelerime değil, şu Allah diyen seslerin duruluğuna,
heyecandan çatlamak üzere olan gönüllere bak ya Rabbi. Bunların
ötesinde, bizim Seninle olan alakamıza, Sana karşı olan sevgimize
değil, Senin sevdiğin kullarına olan alakan ve sevgin hürmetine bizleri
mağfiret ve merhamet eyle, Beraatımızı tamam eyle ya Rabbi.
Kur'an'ın kalbimizde ma'kes bulmasını kolaylaştır, hizmetlerimizi de
makbul eyle ya Rabbi. Şu başlattığın aşkı söndürme, içimizde olduğu
gibi dışımıza da tezahürünü lütfeyle.. Halkımız içinde öyle mütecelli
olmaya muvaffak eyle Ya Rabbi. Bizi bir daha beraatımızı almak ve
içimizi inşirahla doldurmak için huzuruna geldiğimiz gün çok daha
değişik ve başka şekilde gelmek şerefiyle şerefyâb eyle ya Rabbi.
Seccadeleri gözyaşlarımızla ıslatalım
Cihanın çeşitli yerlerinde yeni gelişmelerin olduğunu duyalım ve
bunların şükrünü eda etmek için iki büklüm huzuruna gelelim.
Minarelerden hakiki manasına uygun Allahu Ekber nidalarının
yükseldiğini duyalım.. gözyaşlarımızı Ceyhun ederek huzuruna koşalım..
iki büklüm rükua varalım.. bu az oldu diye secdeye kapanalım..
gözyaşlarımıza muhtaç seccadeleri ıslatalım.. ve pek çoğumuz bu
neşvenin içimizde hasıl ettiği mevcelenme ile canı dudağına gelmiş,
kalbi durmuş insanlar olarak ruhumuzu teslim edelim.. inşirah, beşaret
ve beşaşet içinde şadırvanların temiz güvercinleri gibi kanat çırpalım,
Sana yükselelim.. Bedrin aslanları gibi, Uhud'un kaplanları gibi, cihan
tarihinde benzerine az rastlanan harika nesiller gibi olma yolunda bir
hayat sürelim.. Bizi bu mübarek gece hürmetine bu türlü lütuflarla
şerefyâb eyle ya Rabbi.
Ya İlâhe'l-âlemin veya Ekrame'l-ekramîn! Sen'in Dinine, Kitabına,
Peygamberine ve masum kullarına düşmanlık besleyen cahil, kaba,
insanlık ve medeniyet mahrumu, zalim birtakım insanlar var. Onlar,
Sen'in kendilerine iyilikte, hayr u hasenâtta kullansınlar diye
emaneten verdiğin gücü ve saltanatı, inanan insanların hukukuna tecavüz
edip onlara karşı bir baskı unsuru olarak kullanıyor ve göz göre göre
zorbalık, derebeyliği yapıyorlar. 'Lâ havle velâ kuvvete illâ billah'
hazinelerinin tek sahibi Sen'sin; mutlak güç ve otorite yalnız
Sen'indir; biz de izafi, gölge mahiyetindeki güç ve kuvvetimizden
arınıp Sen'in asla karşı konulamayacak güç ve kuvvetine iltica
ediyoruz. Ne olur, Yüce Mevlâmız, adavet hisleriyle oturup kalkan,
inanmış insanların aleyhinde sürekli komplo üstüne komplo kuran o
kimselerin düşmanlık hislerini kalblerinden söküp at ve bütün duyma,
görme ve idrak kabiliyetlerini topyekün insanlığın hayrına olabilecek
istikamete tevcîh buyur. Biz, onların yapmak istedikleri kötülükleri,
vermek istedikleri zararları, hile ve hud'alarını, tuzaklarını,
komplolarını ancak Sen'in yardımınla def'edebiliriz. Onun için de,
Rabbimiz, o insafsız gaddarlardan gelebilecek her türlü şerden Sen'in
sıyanetine dehâlet ediyoruz. Bu haddini bilmez, insafsız tipler şayet
salâh yolunu seçmezler, fitne ve fesatlarına devam ederlerse, Sen
onların ellerini kollarını bağla.. ayaklarına prangalar vur..
kalemlerini yazamaz, dillerini de konuşamaz hale getir.. inananların
aleyhinde kullandıkları ne kadar yol-yöntem, imkân ve malzeme varsa,
hepsini ellerinden çekip al.. menfûr emellerine ulaşmalarına fırsat
verme ve bizi o tiran bozması zalimlerle karşı karşıya bırakma..
nusretinle, hıfz u inayetinle bu âciz ve çaresiz kullarını te'yîd buyur!
Duamızın evvelinde salât ü selamla kaldırdığımız ellerimizi, bir kere
daha Efendimiz Hazreti Ahmed ü Mahmûd u Muhammed Mustafa'yı, O'nun
tertemiz, dupduru, pırıl pırıl aile fertlerini, yıldızlar kadar
yükseklerde dolaşan ashabını hayırla anarak indiriyor ve bizi ellerimiz
boş, haybet ve hüsran içinde geri çevirmemeni diliyoruz Rabbimiz!
Amin.. Amin.. Amin..
* Bu metin M. Fethullah Gülen Hocaefendi'nin 9.7.1979 tarihinde İzmir
Hisar Camii'nde verdiği Berat Gecesi vaazının akabinde yaptığı duadan
derlenmiştir.
M.Fethullah Gülen HocaEfendi
|
Yorumlar |

|
|