|
Günahlardan arınma mevsimi ÜÇ AYLAR |
|
 |
 |
Okunma |
|
47 |
Allah Teâlâ, mekânlar içinde mukaddes mekanlar; zamanlar içinde de
mukaddes zamanlar yaratmış olup, insanlara rahmetini ve nimetlerini
çokça ihsan ettiği belli vakitler, belli mevsimler vardır. Haftanın
günleri arasında Cuma; kameri aylardan olan ve İslâm alemince "üç
aylar" diye bilinen: Recep, Şaban ve Ramazan ayları bu türden feyiz ve
bereketi bol zaman dilimlerindendir.
Şüphesiz bu aylar, dünyanın ağır meşgaleleriyle bunalan ruhlarımızı
dinlendirmek ve kulluk şuuru içinde Yüce ALLAH'ın rahmet ve merhametine
sığınmak için çok kıymetli fırsatlardır. Yüce ALLAH'a bu aylarda
yapılacak yakarışlar, tevbe ve istiğfarlar, kalıcı iyilik ve hayırlar,
gönülden paylaşılan sevinç ve kederlerin mükafatı insanlara kat kat
verilecektir.
ALLAH'a şükürler olsun ki, pek feyizli ve bereketli bir maneviyat,
rahmet ve mağfiret mevsimine yüce ALLAH'ın lütfuyla giriyoruz.
Asırlardan beri bütün Müslümanlar, pek feyizli, bereketli ve
birbirinden sevap ve fazilet bakımından pek güzel ve bir nevi hasat
mevsimi olan bu üç aylara erişmenin manevî hazzını duymuşlar ve hatta
birçok mü'min kardeşlerimiz bu mübarek ayları oruçlu geçirmişlerdir. Bu
aylar Müslümanlar tarafından derin bir saygı ve dinî heyecanla
karşılanır. Diğer aylara nisbetle daha çok ibadetle değerlendirilmeye
çalışılır. Hemen her Müslüman bu ayların girişi ile bir hazırlık yapar.
Geçmişini gözden geçirerek düzenli bir geleceğe kavuşmanın imkanlarını
arar.
Receb, Şaban ve Ramazan ayı, İslâm alemince "mübarek" yani bereketli
aylar olarak görülmüş ve isimlendirilmiştir. Bu aylar gerçekten mübarek
aylardır. Çünkü Kurban Bayramı ve Mevlid Gecesi dışındaki mübarek gün
ve geceler bu aylar içindedir. İnsanlık için bir hidayet kaynağı
olduğunda şüphe olmayan Kur'an-ı Kerîm bu aylardan biri olan Ramazan
ayında inmeğe başlamıştır. İslâm'ın beş temel ibadetinden biri olan
oruç da bu aya tahsis edilmiştir. Bu aylarda meydana gelen dinî
olaylar, bu aylara kudsiyet ve hususiyet kazandırmıştır.
Hicrî-kamerî aylardan olan ve dinî duyguların yoğunluk kazandığı,
merhamet, şefkat, yardımlaşma ve dayanışma hislerinin doruk noktaya
ulaştığı, hayır ve iyiliklerin arttığı bir zaman dilimi olan; İslâm
alemince de "üç aylar" diye isimlendirilen: "Receb, Şaban ve Ramazan"
ayları hakkında, Enes b. Malik (R.A.)'den rivayete göre Hz.Peygamber
(S.A.V.) Efendimiz:
"Receb ALLAH Teâlâ'nın ayı, Şaban benim ayım, Ramazan da ümmetimin ayıdır," buyurmuşlardır.1
Hadis-i şerifte Recep ayı için: "ALLAH Teâlâ'nın ayı" denilmesi, bu
ayın şerefine işaret içindir. Aslında bütün aylar, bütün yıllar, bütün
zamanlar, bütün mekanlar, bütün varlıklar, bütün insanlar, cümle eşya
her şey ALLAH Teâlâ'nındır. Ama her şey ALLAH Teâlâ'nın iken, "Recep
ALLAH Teâlâ'nın ayıdır" demekten maksat ne?.. Bundan maksat, "Recep
ayında ALLAH Teâlâ Hazretleri, kulları çok afv ü mağfiret ediyor;
kulları çok affettiği, tevbe eden kullarını çok bağışladığı bir aydır."
demek oluyor.
Receb ALLAH Teâlâ'nın ayıdır. Günahları bağışlar, Receb kelimesinin
"Re" harfi, ALLAH Teâlâ'nın rahmetine; "Cim" harfi, ALLAH Teâlâ'nın
cömertliğine; "Be" harfi, ALLAH Teâlâ'nın birr u ihsanına delalet eder.
ALLAH Teâlâ Receb ayında, başından sonuna kadar kullarına üç şekilde
izzet ve ikramda bulunur. Bunlardan birisi, az emekle bol rahmet ve
bereket; ikincisi, cömertlikte sınırsızlık, yani bu aya hürmet eden
kullarına bol bol vermesi demektir. Üçüncüsü, cefasız birr u ihsandır
ki, iyilik üzerine iyilik, yardım üzerine yardım, bağışlama üzerine
bağışlamadır."2
O bakımdan ALLAH Teâlâ'nın kullarına tevbe kapısını, affetme, mağfiret
eyleme kapısını açmış olduğu bir ayın kapısından geçmiş oluyoruz. Demek
ki, Receb ayında tevbe edeceğiz, ALLAH Teâlâ'nın affını, mağfiretini
isteyeceğiz. Şaban ayında Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimizin has ümmeti
olmağa çalışacağız. Ramazan ayında da ALLAH Teâlâ'nın lütfuna ermeye,
ümmet olarak mükâfatları kazanmaya gayret edeceğiz. Enes b. Malik
(R.A.)'den rivayete göre Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz, Receb ayına
girdiği zaman:
"ALLAHümme bârik lenâ fî Recebe ve Şaban ve belliğnâ Ramazan. = Ey
ALLAH'ım! Receb ve Şaban ayını bize mubarek kıl. Ve bizi Ramazan'a
ulaştır." diye dua ederlerdi. 3
1 - Deylemi, Firdevs, No:3276; 2/275
2 - Abdulkadir Geylani, Gunyetu't-Talibin, 229
3 - Taberani, el-Mucemu'l-Evsat, No:3951; 4/558, Beyhaki, Şuabu'l-Îman, Sıyam:23, No:3815; 3/375
Receb tevbe ayıdır, kullar tevbe eder. ALLAH da Receb ayında kullarının
tevbesini kabul eder. Onları affeder, günahlarını bağışlar, amel
defteri bembeyaz olur.
Şaban, Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimizin benim ayım dediği bir ay...
Tabii biz de, Şaban ayında Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz hazretlerine
bağlılığımızı, sünnet-i seniyyesine ittibâmızı, O'na salât ü selâmımızı
çok yaparak, Şaban ayını da ibadetle tâatle geçirmeğe gayret etmemiz
gerekir.
Ramazan da bizim, Ümmet-i Muhammed'in ayıdır. Ramazanda da gayretimizi
son noktaya getirerek, bu aylarda başlamış olduğumuz güzel çalışmanın
sonucunu, ekimin hasadını almalıyız. Demek ki, bütün bu rivayetlere
topluca baktığımız zaman, bu üç aylık devre içinde insanın Cenâb-ı
Hakk'ın sevdiği yola girmesi, tevbe edip ibadetlere başlaması, iyi bir
Müslüman olarak yaşaması, oruçlarla nefsini ıslah edip, iradesini
kuvvetlendirip içini dışını temizlemesi, sevabları kazanması, mübarek
bir hayat yaşaması; Ramazan'a girince de, bunları arttırıp en son büyük
mükâfata erip, dünyada da ahirette de bayrama ulaşması planlanmış
oluyor. Kullara bir imkân ve fırsat olarak bahşedilmiş oluyor.
Receb ve Şaban ayları, rahmet ayı olan Ramazan'ı karşılayan aylar olup
Ramazan ayının müjdecisidir. Dinimizde ayrı bir değeri olan üç ayların,
kişide insanî özelliklerin olgunlaşmasında ve iradenin kontrol altına
alınmasında rolü büyüktür. Zira Receb ve Şaban aylarının feyzinden ve
bu aylarda bulunan Regaib, Mirac ve Berat gecelerinin rahmetinden
istifade yolunu tutan bir kişi Ramazan ayında ise her türlü kötülükten
kendini uzak tutar ve insanî vasıflarının artmasına gayret eder.
Nihayet Kadir Gecesinde yapacağı ibadet ve tevbe ile manevî hazza
ulaşır.
Bu ayların diğer bir özelliği; yukarıda da işaret edildiği gibi,
mü'minleri her çeşit kir, pas ve günahlardan uzaklaştıran, fazileti
büyük, rahmeti bol, mağfireti geniş ve bereketi sınırsız olan
dinimizdeki beş mübarek geceden dördünün bu aylar içinde olmasıdır. Bu
beş geceden:
Birincisi: Mevlid Gecesi'dir ki, Rebiulevvel ayının 12. gecesidir.
İslâm'ın Yüce Peygamberi, bütün beşeriyetin hidayet ve fazilet rehberi
olan Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V.) Efendimiz dünyaya bu gece teşrif
etmişlerdir.
İkincisi: Receb ayının ilk Cuma gecesine tesadüf eden Regaib Gecesidir.
Bu gece; bir rivayete göre yüce Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz
Hazretlerinin dünyaya teşriflerine vesile olan ve Peygamberlik nurunun
Hz. Âmine'ye intikal ettiği bir gecedir. Regaib Kandili, Yüce ALLAH'ın
af ve mağfiretinin istendiği, umut, huzur ve ilahî müjdelerle dolu bir
gecedir. Yine bu gece; Mirac, Berat ve bin aydan hayırlı olan Kadir
Gecesinin müjdecisidir.
Üçüncüsü: Receb ayının yirmiyedinci gecesi, Mirac Gecesidir. Bu gece,
âlemlerin rahmetçisi, mü'minlerin şefaatçisi o yüce Hz.Peygamber
(S.A.V.) Efendimizin "Mirac Mu'cizesi'nin" tahakkuk ettiği, Yaradan'ın
Cemâl-i bâ kemâliyle müşerref olduğu, Cenâb-ı zülcelâl Hazretlerinden
biz ümmetlerinin afvını dilediği bir gecedir.
Dördüncüsü: Şaban ayının onbeşinci gecesi, Berat Gecesidir. Bu gece,
Cenâb-ı Hakk'ın; tevbe eden Muhammed ümmetinin günahlarını affederek,
mağfiret beratlarını verdiği bir gecedir.
Beşincisi: Ramazan ayının yirmiyedinci gecesi Kadir Gecesi'dir. Bu
gecenin, içerisinde Kadir Gecesi bulunmayan bin aydan daha faziletli
olduğu, ALLAH Teâlâ tarafından haber verilmiştir.
Bu mübarek gecelerde Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz, Cenab-ı Hakk'tan
bazı ihsanlara nail olmuştur. Bizler de O'nun hatırasını yadetmek için
bu geceleri kutluyoruz ve umuyoruz ki Cenab-ı Hakk bu gecelerin
şerefine, rahmetin sağanak sağanak yağdığı bu bereketli anlarda bizi
ilahî hayırlardan mahrum bırakmaz.
Milletimizin "Kandil" olarak adlandırdığı bu geceler, ışıklarıyla
sadece karanlık gecelerimizi değil, aynı zamanda manevi feyziyle de
daralan gönüllerimizi, bunalan zihinlerimizi berraklaştırır.
Gönüllerimizi, manevi dünyamızı ve geleceğimizi aydınlatır. Kandiller,
öze dönüşün, Yüce Yaratanımıza yürekten yakarış ve yönelişin,
günahlarla kirlenmeye yüz tutmuş gönüllerimizi arındırmanın, kısacası
bize, kendimizi bulma ve bilmenin, denetleme ve değerlendirmenin,
nefsin yanıltıcı arzu ve isteklerinden uzaklaşmanın, bir beşer olarak
ilahi kudret karşısındaki acziyetimizin şuurunda olarak taat, ibadet ve
şükürlerimizi artırmanın, bir kere daha geçmişimizin muhasebesini yapıp
geleceğe hazırlıklı olmanın imkanlarını sunar. Bu tür gün ve gecelerde
iç dünyamıza dönme, Yüce Yaratanla ve çevremizle bağlarımızı yeniden
gözden geçirme fırsatı yakalarız. Ahlâk ve erdemin, doğruluk ve
dürüstlüğün, paylaşımın, hak ve hukuka riayetin, barış içinde
yaşamanın, kutsala saygının insanî erdemler bağlamında ulaşılabilecek
en üstün değerler bütünü olduğunu zihin ve gönüllerimizde derinden
hissederek, düşünce ve duygularımıza, söz ve davranışlarımıza bu
eksende yön vermeye karar veririz. Bu vesileyle günah ve
kusurlarımızdan arınma, sahip olduğumuz güzellikleri devam ettirme
gayretine gireriz.
Kandiller, günümüzün yoğun karmaşık ve stresli hayat akışı içinde
kaybolup giden ve öze dönüşünü ihmal eden günümüz insanı için içe dönük
bakış ve öz denetim fırsatıdır. Bu esnada iman, ibadet ve temel ahlâki
erdemler bakımından kendimizi sorgular ve yeniler, tavır ve
davranışlarımızı ilahi öğütlerin ışığında gözden geçirir, Yüce
Rabbimize olan sevgi ve bağlılığımızı pekiştirebilirsek bize sunulan bu
altın fırsatları iyi değerlendirmiş oluruz.
Esasen Regaib, Mirac, Berat, Kadir Gecesi, Cuma Gecesi, Arefe Günü ve
Ramazan Bayramı gibi mübarek gün ve geceler değerlendirebildiğimiz
sürece, güzel amellerle içini doldurabildiğimiz, yanlışlarımızın
farkına varıp doğru istikamete yönelebildiğimiz ölçüde bizim için
bereketli ve kazançlı zaman dilimleri olacaktır.
Bu mes'ut gecelerde ALLAH Teâlâ'nın bütün inanan kullarına va'di var.
Tevhîd safındaki ümmetine Resûlullah (S.A.V.) Efendimizin şefaati var.
Bu gecelerde gönüller îmân feyziyle dolarak Hakikat-i Muhammediyye
mihrabına yönelmiş olurlar. Bu mihraba yönelenlere karşı, ALLAH
Teâlâ'nın mağfireti sınırsız, merhameti sonsuz, acıması bitmez, rahmeti
asla tükenmez. Bu mübarek gecelerde mü'min ve muhlis kullar ALLAH
Teâlâ'ya yönelip saf tutarlar. Ve tek ağızdan ve tek kalpten:
"İyyâke ne'büdü ve iyyâke neste'în. İhdines-sırâte'l-müstakîm.
Sırâtallezîne en'amte aleyhim ğayri'l-mağdûbi aleyhim ve leddâllîn.=
Rabbimiz sadece, yalnız ve ancak Sana ibadet, kulluk ederiz. Ve bütün
işlerimizde yalnız, sadece ve ancak Senden yardım isteriz, medet
bekleriz. Bizi bütün işlerde dosdoğru, Sana doğru varan yola hidayet
eyle, eriştir, yönelt. Kendilerine nimet verdiğin; ihsanda, lütuf ve
ikramda bulunduğun o mesut bahtiyar kimselerin Peygamberlerin,
salihlerin yoluna. Ne o kötü amelleri sebebi ile Senin tarafından
kendilerine gazap olunmuş, kızılmış ve ne de Haktan yüz çevirerek
yolunu sapıtmış dalalete düşmüşlerin yoluna değil.4 Âmin, kabul et ya
Rabbi" diye dua ederler.
Bu mübarek geceler afv ü atâ kapısının çalınacak, nasib alınacak
vakitleridir. İhlasımızı tazelemeliyiz, imanımıza ibadetlerin hazzını
katmalıyız, üstümüzden gafleti atmalıyız.
Bu gecelerde az isteyene çok verilir. Gönül kaplarımızı iman ve irfanla
dolduralım. Bu gecelerin ilâhi havasında bahtiyar olalım.
4- Fatiha sûresi:5-7
Kaynak: İtibar-Haber
Yazar: Mehmet Talu HocaEfendi
|
Yorumlar |

|
|