|
ÜÇ AYLAR VE REGÂİB KANDİLİ |
|
 |
 |
Okunma |
|
53 |
|
Değerli Kardeşlerim!
Rahmet, Mağfiret ve Bereket sıfatlarını mahlûkatının üzerinden hiçbir
zaman eksik etmeyen Yüce Rabbimiz kimi zaman ve mekânlarda bu
nimetlerini kullarının üzerine adeta yağdırır. Seher vakitleri, Cuma
günleri, üç aylar işte bu önemli zaman dilimlerinin başında gelir. Önümüzdeki Çarşamba günü Üç ayların başlangıcıdır. Perşembeyi Cumaya bağlayan gece ise Regâib kandilidir.
Rasûlullah (s.a.v.) üç aylara ayrı bir önem verirdi. Recep ayı girdiği
zaman “Allahım, Recep ve Şaban ayını bizim için bereketli kıl, bizi
Ramazan’a ulaştır”.[1] diye dua ederdi. Şaban ayı hakkında da şöyle
buyurmuştur: “Şaban ayı, Recep ile Ramazan arasında, insanların
değerini bilmedikleri bir aydır. Onda ameller Allah’a yükseltilir. Onun
için ben de amelimin oruçlu olduğum halde Allah’a sunulmasını seviyorum
ve onda oruç tutuyorum”. [2]
Bizler de Peygamber Efendimizi örnek alarak bu aylarda ibadetlerimizi
çoğaltıp, hayırlarımızı artırmalıyız. Özellikle Şaban ayında nâfile
oruçlarımızla Ramazan ayına hazırlık yapalım.
Değerli Müminler!
Kıyamet günü herkese ömrünü nerede ve nasıl geçirdiğinin hesabı
sorulacaktır. Yüce Rabbimiz; “Nihayet o gün nimetlerden elbette hesaba
çekileceksiniz” buyurur.[3]
Rasulullah (s.a.v.) da şöyle buyurur: “Akıllı kişi kendisini hesaba
çeken ve ölüm ötesine hazırlık yapandır”.[4] “Allah tarafından hesaba
çekilmeden önce siz kendinizi hesaba çekiniz.” [5]. “Ey insanlar!
Ölmeden önce Allah’a tevbe edin. (Musîbet, hastalık, yaşlılık gibi)
ağır meşgûliyetlere düşmeden önce sâlih ameller işlemede acele edin.
Allah’ı çok zikredin. Gizli ve açık çok sadaka vererek Allah’a karşı
üzerinizdeki borcu ödeyin ki bol rızka, ilâhî yardıma ve güzel hallere
mazhar olasınız...” [6]
Muhterem Müslümanlar!
Ne yazık ki, madde ve mânâ arasındaki dengenin, mâna aleyhine bozulduğu
bir devirde yaşıyoruz. İnsanlar ve toplumlar arası ihtilaflar bütün
dünyayı olumsuz yönde etkilemekte; akl-ı selim yerine silahlar
konuşmaktadır. Böyle bir zamanda, nefis muhasebesine, tövbeye ve duaya
her zamankinden daha çok ihtiyacımız vardır. Bu bizi daha sorumlu
davranmaya sevkedecek, olgunlaştıracak ve pişirecektir. Dinimizin bize
ısrarla tavsiye ettiği nefis muhasebesi, tövbe, dua gibi manevi
gıdaların ihmal edilmesi, günümüzde yaşanan ferdi ve sosyal
problemlerin temel sebebidir.
Bunun ferdi sonucu manevi doyumsuzluk, huzursuzluk ve mutsuzlukların
yaygınlaşması; toplumsal tezahürü de adaletsizlik, haksızlık,
hırsızlık, yolsuzluk, kin ve intikam gibi zararlı duyguların toplumda
hakim olmasıdır. İşte üç aylar gibi mübarek zamanlar kendimizi
sorgulayıp, tövbe istiğfar ve dualarımızla kötülüklerden arınmamız için
belki bir daha elimize geçmeyecek altın fırsatlardır.
Bu bereketli günlerin bizler için bütün Müslümanlar ve insanlık için hayırlara vesile olmasını Yüce Rabbimizden niyaz ederim.
[1] Beyhaki, Şuabu’l-iman, III, 375.
[2] Nesai, Savm, 70.
[3] Tekâsür, 102/8.
[4] İbn Mâce, Zühd, 31.
[5] Türmizi, Sıfatü’l-kıyâme, 26.
[6] Beyhaki, Şuabü’l-iman, III, 105
İSTANBUL MÜFTÜLÜĞÜ
HUTBE KOMİSYONU |
|
Yorumlar |

|
|