|
İslâmî Hayat Her Zaman Yaşanabilir |
|
 |
 |
Okunma |
|
69 |
Bugün sizinle bazı temel kâidelerimiz üzerine sohbet etmek
istiyorum. Bilmem cevapsız kalan sorularınıza cevap teşkil edebilir,
yahutta etmez, kifayetsiz bulursunuz. Takdir size aittir.
Ama ne olursa olsun bu kâideler bilinmeli, bunların da varlığı hatırdan uzak tutulmamalıdır. Bunlardan biri:
– Bir şeyin tümünü yapamıyorsanız tümünü de terk etmeniz gerekmez. Bu, doğru bir kâidedir.
Siz bir doğruyu bütün olarak yapmak istiyor, eksiksiz yaşamayı arzu
ediyorsunuz. Ancak, bu konuda zorluklar var, hatta yer yer
imkânsızlıklar da söz konusu. Ya siz nefsiniz itibariyle hazır
değilsiniz, yahut da sizin dışınızdaki şartlar müsait bulunmamaktadır.
Ne yapacaksınız bu durumda?
Yapmak istediğinizi tümüyle yapamıyorsanız tümüyle de terk mi
edeceksiniz, yoksa ne kadarını yapabiliyorsanız o kadarını yapmaya
yönelecek, yapamadıklarınız için de müsait imkân ve şartları mı
bekleyeceksiniz?
Kâide diyor ki; tümüyle yapamadım diye tümüyle terk etmeniz gerekmez.
Ne kadarını yapabiliyorsanız o kadarını yapın, yaşayın.
Yapamadıklarınızı, yaşayamadıklarınızı da yapma ve yaşama azim ve
araştırması içinde olun...
Şayet içinde bulunduğunuz zorluk ve imkânsızlıklardan bir çıkış yolu
bulmayı istiyor, bir çare arıyorsanız. Maksadınız yaşamaksa tabii...
Muhakemeyi genişletecek bir noktaya daha dikkatinizi çekmek istiyorum izin verirseniz.
Âyetlerin ve hadislerin ortak ölçüleri:
– Sevaplar günahları giderir, iyilikler kötülükleri yok eder.
Diyelim ki, istemeden, arzu etmeden, ona ya nefsin baskısıyla, ya da
çevrenin izinsizlik ve imkânsızlığıyla bir günaha maruz kalıp, bir hata
işlediniz? Her şey yok mu oldu, hiç çıkış yolu yok mu artık?
Bize göre her şey mahvolmadı, ümitlerin tümü de suya dökülmedi, çıkış yolu, ümit yeri vardır.
Meâllerini verdiğimiz âyetler, hadisler:
– İyilikler kötülükleri yok eder, sevaplar günahları giderir: (Hûd–114)
– Günahına tevbe eden günah işlemiş gibi olur...
Öyle ise istek ve irade dışı maruz kaldığınız günahlardan dolayı ibadet
ve sevabınızı çoğaltın, iyiliğinizi fazlalaştırın, hizmetinizi
yoğunlaştırın, böylece sevabınızı günahınızdan fazla hale getirmiş
olursunuz.
Muhtemeldir ki kazandığınız bunca sevaplar maruz kaldığınız günahlardan
çok fazla ve üstün gelir de âyetin verdiği müjde hakkınızda tecelli
eder. Kaybederken kazanır duruma bile girmiş olursunuz.
Elbette bunlar günaha girmek için izin değil, girilenlerden ümitsizliğe
düşüp de her şey yok oldu gibi bir yeise kapılmamak için bir ümittir.
Hayat boyunca gördüğüm şey, ya hep, ya hiç olmamıştır. Başlangıçta
eksik, noksan şekilde başlanmış; ama zaman içinde noksanlar azalmış,
hatta mükemmele ulaşılmıştır.
Dinî meselelerin hepsi de böyledir. Sakın gözünüzde büyütüp de ben
bunların hepsini de yapamıyorum, öyle ise hiçbirine teşebbüs etmeyeyim,
demeyin. Yapabildiklerinizi yapın, yapamadıklarınız için Allah (cc)ın
lutfedeceği aşk ve şevk ve imkânı bekleyin.
Her şeyinizi kaybedebilirsiniz; ama ümidinizi asla! Çünkü ümidini
kaybeden her şeyini kaybetmenin de ötesinde kayıplara düşmüş demektir.
– De ki: “Ey çok günah işleyerek kendi öz canlarına kötülük etmede
ileri giden kullarım! Allah (cc)ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz.
Allah (cc) dilerse bütün günahları mağfiret eder. Çünkü Gafur ve
Rahimdir: Çok affedicidir, merhamet ve ihsanı fazladır. (zümer
süresi-53)
Ahmed şahin
|
Yorumlar |

|
|